16 Kasım 2015 Pazartesi

Sevmek


  İçimden geldi seni sevmek. Öylesine bir esti hayatımda. Daha fazlası olamazdı. En güzel hatıralarımdan biri olarak kalacaksın. İyiki seni tanımışım güzel insan, hep böyle kalacaksın. 200 yıl sonra görüşmek üzere. Elveda...

23 Temmuz 2015 Perşembe

SANKİ HERKESİ EN BAŞTA KENDİMİ MUTSUZ ETMEK ZORUNDAYMIŞIM GİBİ

ya gururumu gömüp en derine kendimi koyup paspas yerine ölene kadar mutlu yaşayacağım ya da ölümüne özgürlük deyip ölene kadar mutsuz yaşayacağım, neden başka seçenek yok. bu kadar kolay mı basit mi? mutlu olmadığım gibi onları da mutsuz ediyorum. hiçbir şeyden memnun değilim.öncelikle kendimden. hatta kendimden memnun olabilsem her şey normale dönecek. eminim buna. uffff. dün sırf kendi menfaatlerim için ya da şöyle diyeyim kendimde olmasını çok istediğim bir şeyi başkasında gördüğüm ve kıskançlığı en derinden hissettiğim bir anda o kişiyi kişileri çok mutsuz ettim. bilemiiyorum ne derecede bir mutsuzluktu bu . yaptığım çok kötüydü. kıskançlığın bu noktaya gelebileceğini hiç tahmin etmezdim. demek ki kıskançlık böyle şeyler yapabiliyormuş.yaptırabilyormuş. ben ne de kötü bir insanmışım. ve asla eskisi gibi iyi bir insan olamayacağım. depresyonun kapı önünde gezmeye başladım gene. iyi ki çiçeklerim var. yine de yeterli değiller. ben yaşamam gereken sebepleri yerine getiremiyorum. bu dünyaya geliş sebebimi unuttum. kimseye yararım yok. zararım var hatta pek çok defalar. ölsem bir şey değişmeyecek. bıktım bu sözlerden. bıktım bu hayattan. burası benim yerim değil. sıkılıyorum. ağlamak istiyorum.ölmek istiyorum.

21 Temmuz 2015 Salı

GİZLİCE SÖYLE BANA

Her şeyi anlamak zorunda değiliz. Kaç yaşında olduğunu anlamak için kesilir mi bir ağaç? kederli günlerde bağlanmaya daha açık oluyor insan.ama zaten her şey yolunda giderken kim sevebilir?

29 Haziran 2015 Pazartesi

tuhaf (ilk hikayem)

Bu uyduruk blogumda ilk hikayemi yazacağım birazdan nasipse. Rüyamdan ilham aldım. Tıpkı bir filme benziyordu, film olabildiyse hikaye neden olmasın?



Nazlı o gün her zamanki gibi işine gelmişti. Çoğu kişinin duyunca hııımmm diye yorum yaptığı ve arkasından soru sormak çin sabırsızlandığı bir işte çalışıyordu. 112 de. işini seviyordu işyerini sevmiyordu. bu çıkmazın içinde her nöbet sabahı farklı duygular içinde işine gidiyordu. işte o gün işe mutlu gelmişti. Önemli bir haber bekler gibi heyecanlıydı. Gerçi o her zaman heyecanlıydı. Ama bugün daha farklıydı umutluydu. Nöbeti devraldığı arkadaşları o gelmeden hemen önce bir vakdan dönmüşler hararetli bir şekilde vaka hakkında tartışıyorlardı. suriyeli bir mülteci çalıştığı inşaaatın şantiyesinde sabah ölü olarak bulunmuştu. sorumlu o olan arkadaş "Allah belalarını versin bu suriyelilerin ne var sanki gelip burada ölecek" diyordu. Normalde olay yerinde ölü bulunan kişileri haraket ettirmez savcı gelene kadar beklerlerd. ama O esnada etrafta telaşlı ve sinirli pek çok amele vardı ve zaten onlar bizimkinin arkadaşlarından önce alıp çoktan ambulansa koymuşlardı. Savcı olay yerne gelince neden taşıdınız diye homurdanmış. başlarına bela açılmasından korkar bir haldeydiler. nitekim biraz sonra iki polis 112 istasyonundan içeri girip hararetli tartışmayı sona erdirdi.

9 Haziran 2015 Salı

23 Mayıs 2015 Cumartesi

sahte hayaller

ah dünya... ah yalan dünya...
 sevmek de zormuş. aşık olmak zor.
çaba istiyor. çabalamadan olmuyor. insan her yaşta buna hazır.

 beni bırakma diyor şarkıda, başka şarkıda dont you remember diyor.

 bırakmasa nereye kadar, nereye kadar sarılacak ,
hayaline ....

sana sarılamıyor. kokunu içine çekemiyor, böyleyken bırakmak kolay oluyor.

zaten sarılmamışken, zaten daha hayaller yeniyken, tazeyken daha kokusu üstünde tüterken,