14 Haziran 2013 Cuma

annelik halleri

          Geçen gün 7 aylık bebeğim uyurken kendimi 'Allah'ım ne olur uyanmasın ne olur uyanmasın' diye dua ederken buldum -ki 1,5 saattir uyuyordu- sonra irkildim ve kendime geldim!!! Sonra başka bi düşünce buhranının içine girdim 'ne yani yoksa ben bebeğimi sevmiyor muyum ? ' 
          Dünyada benim kadar duygularından emin olamayan kimse var mıdır acaba - ben ben ben onu onu  istemiyor muyum ?  üüüüğğğğ - diyecektim neredeyse :D 
         Ciddiyim bu yazdıklarımda , neredeyse ağlayacaktım ki Sümeyye uyandı. Yanına istemeye istemeye gittim. İstememe sebebim onu istemememden kaynaklanmıyordu .'onu gördüğümde ya onu sevmediğimi hissedersem diyeydi korkum yani istememe sebebim. Ya onu görüp de , bana gülümsediğini görüp de hala içimde bi heyecan olmazsa diyeydi. 

Çok mu abarttım ? 

  
        Yok bence değil. Sonra tabi o dünya tatlısını görünce bütün korkularım uçup gitti. Ama içimden ' biraz daha uyuyaydın iyiydi' diye söyleniyordum hala :) 

          Ya aslında biliyorum bütün bu duygu karmaşasını neden hissettiğimi... 
 Neden emin olamadığı ya da neden aklımda beynimde kalbimde - bu kalbim de olayı beni aslında sinir eden meselelerden biri geçenlerde bi arkadaşımın bu bahsedilen kalbin gerçekten düşünebildiğini düşündüğünü fark ettim ona düşünenin ve duygulananın kalp değil beyin olduğunu anlatmaya çalıştım ama resmen beni anlamadı ve inanmadı ben de onu bu masumane düşüncesiyle baş başa bıraktım :) - yani beynimin sol lobunda :) tereddütler yaşadığımı. 

          Hakim bey ben suçlu değilim!!!

          Hamileyken bana milyon kişi tarafından milyar kereler şuna benzer cümleler söylenmişti: -aman yazık olmuş çocuğa - şimdi sen onunla hiç ilgileneyemeyeceksin tüh tüh tüh - aman boş ver arada derede büyür gider 

           Sadece bu cümleler bile benim aklımı karıştırmaya yetti. 
Ben hassas biriyim.
Beynim çok gelişmiş :)  
Kocaman bir sol lobum var :)
Bana söyleyeceklerinize dikkat edin :)  Hani bi söz vardı dur bi google ye sorayım neydi tam olarak buraya da yazayım tarihe geçmiş olsun: 

Söylediklerinize  dikkat edin, düşüncelerinize dönüşür,  Düşündüklerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür,  
Duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür,  
Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür,
Alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür,
Değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşür, 
Karakterinize dikkat edin, kaderinize dönüşür.”



          Ben bu yazıyı biraz daha değişik algılıyorum, insanın sadece kendinin değil etrafındakilerin de söyledikleri bazen -mesela hamileyken- düşüncelerimize dönüşebiliyor. 


          O yüzden ben diyorum ki ''söylediklerinize dikkat edin etrafınızdakilerin düşüncelerine dönüşebilir''. 
   

           Ben şimdi desem ki çocuk falan istemiyorum alın götürün bunları. Duyacağım şeyler şunlar olur herhalde : -Yapmasaydın o zaman- ya da -aaa olu mu öyle şey çok ayıp duymamış olayım- ya da belki -yok yok aslında sen onları çok istiyorsun da haberin yok-  

            Yok ya hadi oradan diyebilmek de gerçekten zor yani benim için zor. Ama kimse bilmiyor herkes cahil kalmayı tercih ediyor. Bebeğin ilk senesinde bu tarz düşünceler çoook normaldir. Hatta diyebilirim ki belki de olması gereken şeylerdir. Kimse okumuyor, kimse araştırmıyor 
               
            Herkes annesinden ablasından teyzesinden halasından duyup gördüklerini uyguluyor. Hiç tartışılmaz gerçekler olarak kabul ediyor. 'Acaba yanlış olabilir mi ? '    ya da    'daha doğrusu nedir acaba bu işin' diyen kimse yok. 

         Okumak öğrenmek çok önemli . En önemlisi de öğrenmeye açık olmak.