24 Mayıs 2013 Cuma

daha güzel kekler için basit ipuçları

     Haydaaa ben nerde başkalarına yemek konusunda  ipucu vermek nerde...
   Belki de kendimi fazla küçümsüyorumdur ama emin değilim hangi konuda emin olabilyorum ki zaten herneyse gelelim konuya....

         Kekin içine koyulan ceviz, üzüm, çikolata parçacıklarının dibe yapışması hep sıkıntım omuştur. Halbuki çok severim böyle hırhışva dolu kekleri, hatta bi ara kabullenmiştim ne yapyım denedim herşeyi ama olmuyorsa zorlamanın alemi yok falanlara bağlamıştım :)   Amaaaaaa ta ki Emine Beder'in Büyük Yemek Kitabını okuyana kadar. Hani normalde bu tarz kitaplar Doğal olarak ele alınıp baştan sona okunmazlar. Ben elime alıp baştan sona okumaya bayılırım :) neyse gelelim sadede

        Şimdi şöyle yapıyoruz : kekin içine koyulan bu bahsettiğim malzemeleri en sona saklıyoruz, Hamuru ikiye bölüyoruz hatta size bir ipucu daha başka bir kap kirletmek istemezseniz yağladığınız tepsiye kek hamurunun yarısını dökün kalan hamur üzerinde işleme devam edin. Kalan hamurun içine  ekleyeceğimiz şeyleri ekliyoruz. Fırına koyuyoruz afiyetle yiyoruz...

        Diğer bir öneri ise benden söylemesi sakın kek için aliminyum aluminyun aliminyın ula doğrusu ne ki bunun ? Eskiden de bi ara bu nasıl yazılıyo diye googleda aratmıştım ama kesin bi sonuç elde edememiştim. Ya da buldum da hatırlamıyorum önemsiz şeyleri unutmak lazım zaten...
         
         Neyse geri dönmek gerekirse işte teflon kaplamalı olabilir borcam olabilir hatta borcamı da önermiyolar ama benim keklerim borcamda güzel oluyor. Fırının kendi tepsisi zaten tam bu iş için ama onlar çok büyük geliyor.Daha önce acı bir şekilde hem de uslanmayarak bi kaç defa tecrübe ettim bu verilen tariflerin o tepsiler için yarım ölçü olduğunu....

         Bak aklıma gelmişken yazayım bu da benim için çok önemli bi husus bunu da hep unutuyorum koskoca tepsi dolusu kek heba oluyor bu sebeple. Şimdi diyelim ölçüyü artırmak istiyorsunuz, Her şeyi artırdınız ikiye katladınız harika oldu fırına verdiniz SAKIN unutmayın pişme süresi de ikiye katlanır.Benim gibi 15 dk sonra pişmiştir diye açarsanız  pıfff diye sönüverir güzelim kek, sonra oturur kimseye ikram edemediğiniz kekinizi kendi başınıza yersiniz :)) bi de bi yerden duymuştum keki en üst rafta pişirme gerekir diye inanmayın külliyen yalan kekin üstü kapkara oldu :) ama denemek isterseniz siz bilirsiniz hem o kadar da çözümsüz değil. üstüne pudra şekeri falan filan hatta daha da iflah olmazsa krem şanti sürüp yaşpastamsı bi hava oluşturabilirsiniz, hem havalı olur...

      İşte  şimdilik bu kadar Allaha emanet olun...

23 Mayıs 2013 Perşembe

Nazlıyım Ben Nazlı

           Nazlı ismini hep çok sevmişimdir. Hatta durur durur naaaaazzzlıcaaann bana senin aşkın yeter isterse vursunlar diye şarkı söylerim.Ama bi kızım daha olursa ismini Nazlı koymayı hiç düşünmem aslında belki düşünebilirdim ama eşim o isimden hiç hoşlanmıyor ,Ben de bu yüzden onunla tartışmak istemiyorum ,Hem dünyada elli milyon isim var. ne elli milyonu bea :)

       Ay duyanda hamileyim sanacak Allah hayırlı zamanda versin demek lazım sanırım (şu an içimden Allahım 7  8 yıl sonra olsun nolur diye dua ediyorum :)).

          Neyse ya şimdi size bi insan tipinden bahsedeceğim:
        Oldukça mızmız herşeye ağlayan Teoman ın dediği gibi hem kırıcı hem kırılgan,kararsız falan filan ... Hemen hemen canlanmıştır heralde değil mi 
İşte ben tam da böyleyim Evet itiraf ettim ve rahatladım.Ben böyleyim ne yapayım elimden bişey gelmiyor. 

          Tamam diyorum ki bundan sonra mızmızlık yapmak yok kapris yok. eee sonuç 
 yok işte bak olmadı yine :)

      Artık annemi de suçlamamalıyım.Yani bana ev iş öğretmedi diye :) Her anne baba hata yapar kimse mükemmel değildir.hatta hatalarımız bizi normalleştirir. Var mıdır hiç yanlış yapmadan çocuğunu büyütebilen ? Hiç sanmıyorum .....

       Bak mesela benim iki çocuğum var :D  
     Koskoca iki çocuk hemde daha 23 yaşındayım. Eminim ki bir sürü hata yapıyorum.

     Sanırım temizlik konusunda çok titiz değilim. Ya insan nasıl titiz olur ki inanın ilacı falan olsa içicem :) Küçükken teyzemin kızlarıyla evden çıkar sokaktan atılmış bardan tabak kaşık benzeri şeyleri toplar içinde çamurdan pasta yapardık hatta üzerine kurumuş yaprakları üfeleyip onu da hindistan cevizi niyetine sayardık. Tabi  yemezdik :) daha neler neler.... hiç de hasta falan olduğumu hatırlamıyorum evet ciddi hastalıklarım oldu ama mikrop olayıyla alakalı değildi.   

        Ayy konudan konuy atlamasam olmaz dur bak alıma geçen gün parkta gördüğüm kadın geldi :) kızını parka getirmişti bende benimkileri götürdüm :D 
      Olay şu: tiz bir çığlık duydum kafamı kaldırdım zannettim ki çocuklardan biri düştü falan hatta benimki mi acabalar falan kafamda dolaşırken kadın devam etti sakın elleme o taşları şu an gülümsüyorum :)

     Bizim parka ( evet o bizim parkımız ) yeni taş döktüler ,tam 5 taş oynamalık:)) yazık yavrum herhalde taş alacaktı eline kadın çok sinirlendi , neden anlayamadım , dedim herhalde bi sebebi var.sonra kadın bi kaç kere daha kızdı elleme ellerin kirlenecek diye. Neyse sonra bizim parkın etrafı epey bi geniş çim alan İşte o çim alana bi kadın köpeğini gezdirmeye getirdi. Bizimki  aynı çığlığı yine attı istemsiz yine çevirdim kafamı baktım kadın köpeğe kompliman yapıyor (hep bu kelimeyi kullanmak istemişimdir aslında tam olarak anlamı bu değil biliyorum ama olsun belki başka bi fırsatım olmaz neyse devam edelim)aldı köpeği kucağına tam bir sevgi yumağı oldular.sarmaş dolaş çimlerde yuvarlanıyorlar falan :)) e yok artık abarttım sanırım biraz (e tabi kendimi haklı çıkarmam lazım tabi ki abartıcam) sonracıma kadın kızını çağırdı gel sev köpeği dedi sonra kız geldii dokunmak istemedi sanırım korktu, tabi ben bu arada hiç gözümü ayırmadan onları izliyorum :)) 
     Yani tamam bi ev hayvanı o parktaki taşlar kadar pis değildir ama yani bu kadarı da abartma değil midir ya! 
   Çokça duyduğum bişey var neymiş efendim kadınlar çarşıda dolaşırken çocuklarının yüzlerini başkalarının ellemesinden hoşlanmıyorlarmış.


    Şimdi bu konuda ben de yorum yapmalıyım,yoksa çatlarım :)

   1. parkta oynayan oğlum gelse o  pis kahverengi boyaya batırılmış gibi duran elleriyle kızıma dokunmak istese elleri pis olduğu için dokundurmam ama insan mağazalarda dolaşırken eli ne kadar pis olabilir ki tamam tamam tamam ben de biliyorum o görünmeyem milyonlarca bakteriler virüsler mantarlar tek hücreliler çok hücreliler orak hücrelililer :) yine de kızımı asla o ellerle ellemem diyemem o ellerle yemek yiyemem belki ama dediğim gibi ben fazla titiz değilim daha doğrusu ben sanırım biraz pasaklıyım :((

yani diyeceğim o ki bu açıdan bu fikirden hoşlanmıyorum

   2. zaten ben bi avm de dolaşırken hiç tanımadığım birisi gelip benim çocuğumun orasını burasını mıncıklamaz heralde, yok eğer varsa öyle birileri( ben arasıra bu birileri kapsamına girebiliyorum bazen bebek saatim geliyor kendimi tutamıyorum gördüğüm bütün bebekleri ısırasım geliyor.) bebeğimin sevildiği düşünürüm dünyada hala bebekleri sevebilen güzel duygulu insanlar olduğunu düşünürüm (ben gibi :D) yani hiç zannetmiyorum ki o sırada ayyy acaba elleri temiz midir diye düşüneyim yok ya belki aklımdan geçebilir,elleyen kişiye göre değişir, ama şu kesin ki çok sinir olmam...


    Yani sonuç olarak bende tepki gösteriyorum ama dediğim gibi abartmanın alemi yok. Hatta şaçmalık sanki  kendileri hiç çamurla oynamadı. Hiç  çamurla oynamadan büyüyen var mıdır acaba varsa  buradan büyük üzüntülerimi iletiyorum  o kişilere. Bence hemen gidin biraz çamurla oynayın ruhunuz açılır. Valla bak demedi deme sonra :)  

      hıııı ayrıca bide şöyle bişey varki bu çamur düşmanları yaz gelince çırılçıplak soyunup bebelerini alıp yanlarına çocukların gözlerini zehirleyip deniz kumunda oynatırlar ama oo hijyeniktir .E yani düşününce 1 haftalık tatil için toplamda 10 bin tl gibi  bi parayı alıyorsa bi otel dur bi dkka ya bunlar otele gitmezler ki onların yazlığı vardır bi yazlığımız olsa hiç fena olmazdı:)  evet işte bu da atladığım diğer konu neyse ya benim uykum geldi ama  uymadan önce şu reyhanlı olayına bakıcam evde tv olmayınca herşeyden bihaber oluyo insan.  İlk duyduğumda Reyhan kim ki demiştim ,Ama üzüldüm doğrusu...

14 Mayıs 2013 Salı

yaşıyor muyum ?

  geçen haftaydı sanırım BİM den dikiş makinesi aldım.Fotoğrafını çekip koyacaktım ama amaaannn zaten pili zayıf deyip duruyo halbu ki daha yeni şarj ettim.Kapanıyo kendi kendine hem flaşlı çekmemeye başladı artık yaşlandı iyice, yıllandık beraberce...

      Hem hafıza kartını komşum istedi işte böyle bi sürü bahanem var hem zaten fotoğrafları her yerde var.bak hatta hemen ekleyeyim.



   İşte bundan sonra artık herşey dikicem .
   Dikkat edeyim de maymun iştahlı olmayayım :)

  Çok öncelerden eşimin bi tişortunu kesip oğluma pantolon kalıbı çıkarmıştım.ama dikecek makina bulamamıştım. dikmesi o kadar uğraştır dı ki. Halbu ki hiç bi özelliği omayan lastikli bi pijamaydı. Ama pes etmiycem . Dikicem dikicem her bişeyi dikicem :D



bayıldım bu resme aynı beni anlatıyor. yani şu an oturup burada bu yazıyı yazabildiğime inanamıyorum. Bu gerçek olamaz demek ki yaşıyorum.Yaşasın ben yaşıyorum :))

bu arada yabancı bi site var bayılarak takip ettiğim (evet biliyorum ben herşeye bayılıyorum zaten günlük hayatta da pek ayık gezdiğim söylenemez.Fırsat bulduğum her an uyurum tabi bulabilirsem )

 İste bu sevdiğim hatta bayıldığım sitenin adı make it love it. Dikişe merakınız varsa bi de google chrome kullanıyorsanız :) bu nerden çıktı diyenler için açıklayayım. sitenin yazarı amerikalı olduğundan site ingilizce e haliyle pek okuyamıyorum.
 chrome de siteyi hemencecik türkçeye çeviriyor gerçi explorer in da yeni sürümleri yapıyomuş bunu ama bizde en yeni sürümü yok.Biz eşimle paylaştık o explorer kullanıyo ben chrome kullanıyorum. üfff amma ayrıntı ya girdim neyse esasa gelelim

işte bunlar o sitede gördüğüm dikmek için sabırsızlandığım şeyler.
4

7
12

3

 




 Bunlar sadeec ufak bir kısmı o kadar çok dikmeyi planladığım şey var ki.Hem ingilizce olmasına rağmen çok açıklayıcı olmuş sadece resimlere bakarak bile anlayabilyorsunuz. Kesinlikle bir göz atın pişman olmayacaksınız.İşte burada.Make it and love it.