14 Haziran 2013 Cuma

annelik halleri

          Geçen gün 7 aylık bebeğim uyurken kendimi 'Allah'ım ne olur uyanmasın ne olur uyanmasın' diye dua ederken buldum -ki 1,5 saattir uyuyordu- sonra irkildim ve kendime geldim!!! Sonra başka bi düşünce buhranının içine girdim 'ne yani yoksa ben bebeğimi sevmiyor muyum ? ' 
          Dünyada benim kadar duygularından emin olamayan kimse var mıdır acaba - ben ben ben onu onu  istemiyor muyum ?  üüüüğğğğ - diyecektim neredeyse :D 
         Ciddiyim bu yazdıklarımda , neredeyse ağlayacaktım ki Sümeyye uyandı. Yanına istemeye istemeye gittim. İstememe sebebim onu istemememden kaynaklanmıyordu .'onu gördüğümde ya onu sevmediğimi hissedersem diyeydi korkum yani istememe sebebim. Ya onu görüp de , bana gülümsediğini görüp de hala içimde bi heyecan olmazsa diyeydi. 

Çok mu abarttım ? 

  
        Yok bence değil. Sonra tabi o dünya tatlısını görünce bütün korkularım uçup gitti. Ama içimden ' biraz daha uyuyaydın iyiydi' diye söyleniyordum hala :) 

          Ya aslında biliyorum bütün bu duygu karmaşasını neden hissettiğimi... 
 Neden emin olamadığı ya da neden aklımda beynimde kalbimde - bu kalbim de olayı beni aslında sinir eden meselelerden biri geçenlerde bi arkadaşımın bu bahsedilen kalbin gerçekten düşünebildiğini düşündüğünü fark ettim ona düşünenin ve duygulananın kalp değil beyin olduğunu anlatmaya çalıştım ama resmen beni anlamadı ve inanmadı ben de onu bu masumane düşüncesiyle baş başa bıraktım :) - yani beynimin sol lobunda :) tereddütler yaşadığımı. 

          Hakim bey ben suçlu değilim!!!

          Hamileyken bana milyon kişi tarafından milyar kereler şuna benzer cümleler söylenmişti: -aman yazık olmuş çocuğa - şimdi sen onunla hiç ilgileneyemeyeceksin tüh tüh tüh - aman boş ver arada derede büyür gider 

           Sadece bu cümleler bile benim aklımı karıştırmaya yetti. 
Ben hassas biriyim.
Beynim çok gelişmiş :)  
Kocaman bir sol lobum var :)
Bana söyleyeceklerinize dikkat edin :)  Hani bi söz vardı dur bi google ye sorayım neydi tam olarak buraya da yazayım tarihe geçmiş olsun: 

Söylediklerinize  dikkat edin, düşüncelerinize dönüşür,  Düşündüklerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür,  
Duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür,  
Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür,
Alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür,
Değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşür, 
Karakterinize dikkat edin, kaderinize dönüşür.”



          Ben bu yazıyı biraz daha değişik algılıyorum, insanın sadece kendinin değil etrafındakilerin de söyledikleri bazen -mesela hamileyken- düşüncelerimize dönüşebiliyor. 


          O yüzden ben diyorum ki ''söylediklerinize dikkat edin etrafınızdakilerin düşüncelerine dönüşebilir''. 
   

           Ben şimdi desem ki çocuk falan istemiyorum alın götürün bunları. Duyacağım şeyler şunlar olur herhalde : -Yapmasaydın o zaman- ya da -aaa olu mu öyle şey çok ayıp duymamış olayım- ya da belki -yok yok aslında sen onları çok istiyorsun da haberin yok-  

            Yok ya hadi oradan diyebilmek de gerçekten zor yani benim için zor. Ama kimse bilmiyor herkes cahil kalmayı tercih ediyor. Bebeğin ilk senesinde bu tarz düşünceler çoook normaldir. Hatta diyebilirim ki belki de olması gereken şeylerdir. Kimse okumuyor, kimse araştırmıyor 
               
            Herkes annesinden ablasından teyzesinden halasından duyup gördüklerini uyguluyor. Hiç tartışılmaz gerçekler olarak kabul ediyor. 'Acaba yanlış olabilir mi ? '    ya da    'daha doğrusu nedir acaba bu işin' diyen kimse yok. 

         Okumak öğrenmek çok önemli . En önemlisi de öğrenmeye açık olmak. 








24 Mayıs 2013 Cuma

daha güzel kekler için basit ipuçları

     Haydaaa ben nerde başkalarına yemek konusunda  ipucu vermek nerde...
   Belki de kendimi fazla küçümsüyorumdur ama emin değilim hangi konuda emin olabilyorum ki zaten herneyse gelelim konuya....

         Kekin içine koyulan ceviz, üzüm, çikolata parçacıklarının dibe yapışması hep sıkıntım omuştur. Halbuki çok severim böyle hırhışva dolu kekleri, hatta bi ara kabullenmiştim ne yapyım denedim herşeyi ama olmuyorsa zorlamanın alemi yok falanlara bağlamıştım :)   Amaaaaaa ta ki Emine Beder'in Büyük Yemek Kitabını okuyana kadar. Hani normalde bu tarz kitaplar Doğal olarak ele alınıp baştan sona okunmazlar. Ben elime alıp baştan sona okumaya bayılırım :) neyse gelelim sadede

        Şimdi şöyle yapıyoruz : kekin içine koyulan bu bahsettiğim malzemeleri en sona saklıyoruz, Hamuru ikiye bölüyoruz hatta size bir ipucu daha başka bir kap kirletmek istemezseniz yağladığınız tepsiye kek hamurunun yarısını dökün kalan hamur üzerinde işleme devam edin. Kalan hamurun içine  ekleyeceğimiz şeyleri ekliyoruz. Fırına koyuyoruz afiyetle yiyoruz...

        Diğer bir öneri ise benden söylemesi sakın kek için aliminyum aluminyun aliminyın ula doğrusu ne ki bunun ? Eskiden de bi ara bu nasıl yazılıyo diye googleda aratmıştım ama kesin bi sonuç elde edememiştim. Ya da buldum da hatırlamıyorum önemsiz şeyleri unutmak lazım zaten...
         
         Neyse geri dönmek gerekirse işte teflon kaplamalı olabilir borcam olabilir hatta borcamı da önermiyolar ama benim keklerim borcamda güzel oluyor. Fırının kendi tepsisi zaten tam bu iş için ama onlar çok büyük geliyor.Daha önce acı bir şekilde hem de uslanmayarak bi kaç defa tecrübe ettim bu verilen tariflerin o tepsiler için yarım ölçü olduğunu....

         Bak aklıma gelmişken yazayım bu da benim için çok önemli bi husus bunu da hep unutuyorum koskoca tepsi dolusu kek heba oluyor bu sebeple. Şimdi diyelim ölçüyü artırmak istiyorsunuz, Her şeyi artırdınız ikiye katladınız harika oldu fırına verdiniz SAKIN unutmayın pişme süresi de ikiye katlanır.Benim gibi 15 dk sonra pişmiştir diye açarsanız  pıfff diye sönüverir güzelim kek, sonra oturur kimseye ikram edemediğiniz kekinizi kendi başınıza yersiniz :)) bi de bi yerden duymuştum keki en üst rafta pişirme gerekir diye inanmayın külliyen yalan kekin üstü kapkara oldu :) ama denemek isterseniz siz bilirsiniz hem o kadar da çözümsüz değil. üstüne pudra şekeri falan filan hatta daha da iflah olmazsa krem şanti sürüp yaşpastamsı bi hava oluşturabilirsiniz, hem havalı olur...

      İşte  şimdilik bu kadar Allaha emanet olun...

23 Mayıs 2013 Perşembe

Nazlıyım Ben Nazlı

           Nazlı ismini hep çok sevmişimdir. Hatta durur durur naaaaazzzlıcaaann bana senin aşkın yeter isterse vursunlar diye şarkı söylerim.Ama bi kızım daha olursa ismini Nazlı koymayı hiç düşünmem aslında belki düşünebilirdim ama eşim o isimden hiç hoşlanmıyor ,Ben de bu yüzden onunla tartışmak istemiyorum ,Hem dünyada elli milyon isim var. ne elli milyonu bea :)

       Ay duyanda hamileyim sanacak Allah hayırlı zamanda versin demek lazım sanırım (şu an içimden Allahım 7  8 yıl sonra olsun nolur diye dua ediyorum :)).

          Neyse ya şimdi size bi insan tipinden bahsedeceğim:
        Oldukça mızmız herşeye ağlayan Teoman ın dediği gibi hem kırıcı hem kırılgan,kararsız falan filan ... Hemen hemen canlanmıştır heralde değil mi 
İşte ben tam da böyleyim Evet itiraf ettim ve rahatladım.Ben böyleyim ne yapayım elimden bişey gelmiyor. 

          Tamam diyorum ki bundan sonra mızmızlık yapmak yok kapris yok. eee sonuç 
 yok işte bak olmadı yine :)

      Artık annemi de suçlamamalıyım.Yani bana ev iş öğretmedi diye :) Her anne baba hata yapar kimse mükemmel değildir.hatta hatalarımız bizi normalleştirir. Var mıdır hiç yanlış yapmadan çocuğunu büyütebilen ? Hiç sanmıyorum .....

       Bak mesela benim iki çocuğum var :D  
     Koskoca iki çocuk hemde daha 23 yaşındayım. Eminim ki bir sürü hata yapıyorum.

     Sanırım temizlik konusunda çok titiz değilim. Ya insan nasıl titiz olur ki inanın ilacı falan olsa içicem :) Küçükken teyzemin kızlarıyla evden çıkar sokaktan atılmış bardan tabak kaşık benzeri şeyleri toplar içinde çamurdan pasta yapardık hatta üzerine kurumuş yaprakları üfeleyip onu da hindistan cevizi niyetine sayardık. Tabi  yemezdik :) daha neler neler.... hiç de hasta falan olduğumu hatırlamıyorum evet ciddi hastalıklarım oldu ama mikrop olayıyla alakalı değildi.   

        Ayy konudan konuy atlamasam olmaz dur bak alıma geçen gün parkta gördüğüm kadın geldi :) kızını parka getirmişti bende benimkileri götürdüm :D 
      Olay şu: tiz bir çığlık duydum kafamı kaldırdım zannettim ki çocuklardan biri düştü falan hatta benimki mi acabalar falan kafamda dolaşırken kadın devam etti sakın elleme o taşları şu an gülümsüyorum :)

     Bizim parka ( evet o bizim parkımız ) yeni taş döktüler ,tam 5 taş oynamalık:)) yazık yavrum herhalde taş alacaktı eline kadın çok sinirlendi , neden anlayamadım , dedim herhalde bi sebebi var.sonra kadın bi kaç kere daha kızdı elleme ellerin kirlenecek diye. Neyse sonra bizim parkın etrafı epey bi geniş çim alan İşte o çim alana bi kadın köpeğini gezdirmeye getirdi. Bizimki  aynı çığlığı yine attı istemsiz yine çevirdim kafamı baktım kadın köpeğe kompliman yapıyor (hep bu kelimeyi kullanmak istemişimdir aslında tam olarak anlamı bu değil biliyorum ama olsun belki başka bi fırsatım olmaz neyse devam edelim)aldı köpeği kucağına tam bir sevgi yumağı oldular.sarmaş dolaş çimlerde yuvarlanıyorlar falan :)) e yok artık abarttım sanırım biraz (e tabi kendimi haklı çıkarmam lazım tabi ki abartıcam) sonracıma kadın kızını çağırdı gel sev köpeği dedi sonra kız geldii dokunmak istemedi sanırım korktu, tabi ben bu arada hiç gözümü ayırmadan onları izliyorum :)) 
     Yani tamam bi ev hayvanı o parktaki taşlar kadar pis değildir ama yani bu kadarı da abartma değil midir ya! 
   Çokça duyduğum bişey var neymiş efendim kadınlar çarşıda dolaşırken çocuklarının yüzlerini başkalarının ellemesinden hoşlanmıyorlarmış.


    Şimdi bu konuda ben de yorum yapmalıyım,yoksa çatlarım :)

   1. parkta oynayan oğlum gelse o  pis kahverengi boyaya batırılmış gibi duran elleriyle kızıma dokunmak istese elleri pis olduğu için dokundurmam ama insan mağazalarda dolaşırken eli ne kadar pis olabilir ki tamam tamam tamam ben de biliyorum o görünmeyem milyonlarca bakteriler virüsler mantarlar tek hücreliler çok hücreliler orak hücrelililer :) yine de kızımı asla o ellerle ellemem diyemem o ellerle yemek yiyemem belki ama dediğim gibi ben fazla titiz değilim daha doğrusu ben sanırım biraz pasaklıyım :((

yani diyeceğim o ki bu açıdan bu fikirden hoşlanmıyorum

   2. zaten ben bi avm de dolaşırken hiç tanımadığım birisi gelip benim çocuğumun orasını burasını mıncıklamaz heralde, yok eğer varsa öyle birileri( ben arasıra bu birileri kapsamına girebiliyorum bazen bebek saatim geliyor kendimi tutamıyorum gördüğüm bütün bebekleri ısırasım geliyor.) bebeğimin sevildiği düşünürüm dünyada hala bebekleri sevebilen güzel duygulu insanlar olduğunu düşünürüm (ben gibi :D) yani hiç zannetmiyorum ki o sırada ayyy acaba elleri temiz midir diye düşüneyim yok ya belki aklımdan geçebilir,elleyen kişiye göre değişir, ama şu kesin ki çok sinir olmam...


    Yani sonuç olarak bende tepki gösteriyorum ama dediğim gibi abartmanın alemi yok. Hatta şaçmalık sanki  kendileri hiç çamurla oynamadı. Hiç  çamurla oynamadan büyüyen var mıdır acaba varsa  buradan büyük üzüntülerimi iletiyorum  o kişilere. Bence hemen gidin biraz çamurla oynayın ruhunuz açılır. Valla bak demedi deme sonra :)  

      hıııı ayrıca bide şöyle bişey varki bu çamur düşmanları yaz gelince çırılçıplak soyunup bebelerini alıp yanlarına çocukların gözlerini zehirleyip deniz kumunda oynatırlar ama oo hijyeniktir .E yani düşününce 1 haftalık tatil için toplamda 10 bin tl gibi  bi parayı alıyorsa bi otel dur bi dkka ya bunlar otele gitmezler ki onların yazlığı vardır bi yazlığımız olsa hiç fena olmazdı:)  evet işte bu da atladığım diğer konu neyse ya benim uykum geldi ama  uymadan önce şu reyhanlı olayına bakıcam evde tv olmayınca herşeyden bihaber oluyo insan.  İlk duyduğumda Reyhan kim ki demiştim ,Ama üzüldüm doğrusu...

14 Mayıs 2013 Salı

yaşıyor muyum ?

  geçen haftaydı sanırım BİM den dikiş makinesi aldım.Fotoğrafını çekip koyacaktım ama amaaannn zaten pili zayıf deyip duruyo halbu ki daha yeni şarj ettim.Kapanıyo kendi kendine hem flaşlı çekmemeye başladı artık yaşlandı iyice, yıllandık beraberce...

      Hem hafıza kartını komşum istedi işte böyle bi sürü bahanem var hem zaten fotoğrafları her yerde var.bak hatta hemen ekleyeyim.



   İşte bundan sonra artık herşey dikicem .
   Dikkat edeyim de maymun iştahlı olmayayım :)

  Çok öncelerden eşimin bi tişortunu kesip oğluma pantolon kalıbı çıkarmıştım.ama dikecek makina bulamamıştım. dikmesi o kadar uğraştır dı ki. Halbu ki hiç bi özelliği omayan lastikli bi pijamaydı. Ama pes etmiycem . Dikicem dikicem her bişeyi dikicem :D



bayıldım bu resme aynı beni anlatıyor. yani şu an oturup burada bu yazıyı yazabildiğime inanamıyorum. Bu gerçek olamaz demek ki yaşıyorum.Yaşasın ben yaşıyorum :))

bu arada yabancı bi site var bayılarak takip ettiğim (evet biliyorum ben herşeye bayılıyorum zaten günlük hayatta da pek ayık gezdiğim söylenemez.Fırsat bulduğum her an uyurum tabi bulabilirsem )

 İste bu sevdiğim hatta bayıldığım sitenin adı make it love it. Dikişe merakınız varsa bi de google chrome kullanıyorsanız :) bu nerden çıktı diyenler için açıklayayım. sitenin yazarı amerikalı olduğundan site ingilizce e haliyle pek okuyamıyorum.
 chrome de siteyi hemencecik türkçeye çeviriyor gerçi explorer in da yeni sürümleri yapıyomuş bunu ama bizde en yeni sürümü yok.Biz eşimle paylaştık o explorer kullanıyo ben chrome kullanıyorum. üfff amma ayrıntı ya girdim neyse esasa gelelim

işte bunlar o sitede gördüğüm dikmek için sabırsızlandığım şeyler.
4

7
12

3

 




 Bunlar sadeec ufak bir kısmı o kadar çok dikmeyi planladığım şey var ki.Hem ingilizce olmasına rağmen çok açıklayıcı olmuş sadece resimlere bakarak bile anlayabilyorsunuz. Kesinlikle bir göz atın pişman olmayacaksınız.İşte burada.Make it and love it.

13 Nisan 2013 Cumartesi

bi de elinde cep telefonu çöpçünün cep telefonu mu olurmuş chıch chıch chıch !!!

            Ya utanmadan bi de arabaya biniyo hem de kendi arabasıymış. Elinde de bi cep telefonu hiç düşürmüyor. Çöpçünün cep telefonu mu olurmuş?

            Eskiden duyardım ama hiç kulaklarımla şahit olmamıştım böylesine.Evet onlar hala varlar.Soyları daha tükenmemiş. İnanamadım orda insanlık adına öldürüverip kahramanlık göstermek istedim. Tabi nerde bend eo cesaret...

8 Nisan 2013 Pazartesi

Bugün benim doğum günüm



                                      

            7 nisan 1990 yılında güneşli bi cumartesi günü kendisi aynı zamanda halam olan ebe evde doğurtmuş beni üfff o ne biçim kelime öyle be!

            Yüksekokuldayken aynı evde kaldığım kardeşim kadar yakın olan cilveliyle bi konuşmamız olmuştu: aslında beraber günlük yazıyorduk :)  evlenicez çocuklarımız olacak mutlu olucaz filan yazarken o dedi ki ayy ben doğuramam ben sezaryen olucam. Dedim ki ben de valla ben doğururum hem de çatır çatır :)) Evet öyle de oldu iki çocuğumu öyle çatır çatır doğurdum :D

            Cidden bazen çok sinir oluyorum bu laftan lafa atlama huyuma,ne alaka şimdi doğum falan öğğğ

            6.4.2013 gecesi saat 23:30 gibi eşimde ben de uyanıktık bekledim ki yatmadan gelsin kutlasın diye hiçbişey demedi. Hatta ben salaklığıma doymayayım ben yatayım artık dedim gittim yattım 15 20 dk sonra bi hışırtı sesleri geldi içerden içimi öyle bi sevinç öyle bi heyecan kapladı ki anlatamam dedim ki sevdiğim bana sürpriz yapmış hediye almış ve saat tam 12 de verecek .Uyku muyku kalmadı tabi ama hiç çaktırmıyorum. Bu sırada hayatımda daha önce hiç tecrübe etmediğim bişey yaşadım, hiç uykum olmadığı halde gözlerimi kapayıp abartmıyorum tam yarım saat filan bekledim.gözlerimi hiç açmadan hiç kıpırdamadan tam yarım saat bekledim, o hışırtısını duyduğum hediyeyi getirsin diye :D

çok beklersin..

ne yaptım biliyor musun daha çok şarkı söyledim

               

                            


 Candan Erçetin in ayrılık üzerine çok güzel belki de ağır bir şarkısı başlığa yazdığım.Benim dinlemek için şarkı seçimimde bir ilkem vardır : asla hissetmediğim (yok asla değil bazen olabiliyor ) beni yansıtmayan halimle hemhal olmayan şarkılar dinlemem! Ama bu şarkı bi başka yani öyle ki sadece ayrılık değil acıyı anlatıyor sanki,

Ama yine de akıyor gözyaşlarım ıslatıyor yastığımı seni özlediğim geceler de....  bu mısra bile bana acı vermeye yetiyor zaten şu söz beni hep etkiler : ben acıyı seviyorum sebebi bu ...
Acı hissettiğim şarkıları severim.Acı seven psikopatlara tavsiye edebilirim:))

Nerde kalmıştım ben hııı....  hani filmlerde olur ya sevdiklerinin özelliklerinden falan bahsederler o sevdiklerinin hiç farketmeden yaptıkları şeyler olur genelde  uyanınca osurmak gibi :) bunu işler güçlerin bi sahnesinden alıntıladım.

Orda Ahmet sevdiğine onu ne kadar tanıdığını anlatmaya çalışıyodu sabah iyi uyumuşsa kalkar gerinirmiş yok uykusunu iyi alamamışsa hafif bi gaz çıkarırmış demişti ben bayılırım böyle şeylere yani bana 'ben' anlatılmasına...

gerçi eşim de az romantik adam değildir   maşallahı var...

hıh ne demiştim hatırladım işte benim de böyle bi özeliğim var sanırım farkı şu  ki ben bunu farkettim :)

canım sıkkın olduğunda durmadan şarkı söylerim aklıma ne gelirse genelde yavaş olur tabi ama tempolu da olabilir (sözleri de önemli tabi)

Bunu bana birgün sevdiğim biri söylese ne güzel olur.Çok fazla şey beklememek lazım ama ya neyse



6 Nisan 2013 Cumartesi

PROMETHEUS


                                         

Ya Karar verdim artık filmleri izler izlemez yazacağım çünkü sonradan ufak noktaları hatırlayamıyorum.Geri dönüp izlemem gerekiyor.Zor oluyor.İşte bu filmi de dün yarısını bugün geri kalanını izledik.

              Bilim kurgu filmi biraz da fantastik.Filmi konu açısından beğendim. İnsanlar kendilerini yaratan yaratıkları bulmaya çalışıyorlar( bunu yazarken gülümsüyorum) Gerçi saçmalığın daniskası ama film de önemli olan en saçma konuları bile izleyenlere çok mantıklıymış gibi gösterebilmek işte ben buna film derim. Burada da öyle bir etki vardı.

4 Nisan 2013 Perşembe

yok bu böyle olmayacak

                                                  

Ya aklıma yazacak bir sürü şey geliyor ama bloğum illa ki film ve kitaplarla ilgili olacak diye bi b.. yazamıyorum.Gerçi çoluk çocuk sağolsun fırsat vermiyor ama işte çoluk çocuğu uyutup kocayı maç izlemeye gönderdiğim bi akşam bu iş için çok müsait olabiliyor. Bilmem anlatabiliyor muyum?

Neyse geçelim yazmak istediklerime:

             Ya iki çocukla hayat ne kadar zormuş cehennemde yaşıyorum gibi geliyor bazen dermişim seni yermişim :) yok ya hiç sevmem bu ' cehennemde yaşamak ' artık kelimesini mi deyim kelimelerini mi yoksa başka bişey mi şu an aklıma gelmiyor.Konu neydi ya? hıh tamam

Ama cidden zor be ya... 2 gün önce sinirden kudurdum resmen , konu neydi hatırlamıyorum ama önce çocukları sonra kendimi 1. katın penceresinden atasım geldi  :)  (evet 1. katta oturuyorum ayrıca çok unutkanımdır)

             Dedim ne yapsam ne yapsam komşularımı severim ama onlara da gına getirtmek istemem dedim ve dışarı çıktım parka gittik o sırada zaman kavramını yitirmişim tam emin değilim ama şöyle yaklaşık bi üç saat falan geçirdik parkda.

           Eve geldiğimizde 5 aylık kızım da dahil heipimiz yorgunluktan ölüyorduk :)   ikisini de yatırdıktan sonra ben de yattım.

            Hatta komi,k bişey oldu. Önce küçüğü  uyutmam gerekiyor normalde yoksa küçük uyanıkken oğlumu uyutamıyorum. Ben de komşumun 5. sınıfa giden oğlunu çağırdım benim oğlanı oyalasın diye derken ben bebişi uyuttum geldim baktım benim oğlan bi köşede oyun oynuyor bizim komşunun delikanlısı bilgisayarda pes oynuyor, artık parkda ne kadar stres attıysam artık dedim ki Oğlum sen oynamaya devam edebilirsin ben İbrahim i de uyutucam. Tamam dedi .

           Oğlum dediğime bakmayın annelik işte herkese yavrum oğlum kızım gibi kelimeler kullanabiliyorum 23 yaşında olmama rağmen neyse :) geçelim konuya sonra İbrahim i de uyuttum. Baktım baya bi dalmış oyuna dedim ki ben de yatıcam şimdi sen oynamaya devam edebilisin (komşumla çok samimiyimdir yani kapılarımızın arasına bi halı falan sersek fena olmayacak gibi hatta (gibi hatta nasıl oluyor öyle ya (parantez içinde parantez ) ) )

bu arada saat 15:00 filan. Biz ailecek öyle dalmışız ki saat 18:00 olmuş hala uyuyorum (yuh artık)

             Eşim gelmiş eve bu yakışıklı kapı sesini duyunca anlamış eşimin geldiğini hemen oyunu kapatıp fırlamış kapıya eşim kapıyı açan olmayınca anahtarıyla açmış , açar açmaz da karşısında bizim oğlanı görünce korkmuş,Yazık o da hoşgekdin aydın Abi deyip başka bişey demeyip evlerine kaçmış.Ben de sese uyandım normalde öyle sese falan uyanmam ama işte 3 saat uyumanın etkisi de olabilir :)

Aydın dedi : noluyo yaa. Anlattım güldük .Yazık nasıl utandı zavallı.

Çocuk olmak var hayatta ne kadar temiz duygular.

Kinler nefretler bile saf ...

Ya bu çocuklara onların saflığa temizliğine falan bu kadar ilgi göstermem anne olmamdan kaynaklanıyor. Bunu biliyorum. Anne olmayan bilemez değil ama işte Anne gözüyle bakmak daha bi farklı.




26 Mart 2013 Salı

3 10 TO YUMA (3 10 YUMA TRENİ)

 Evet arkadaşlar ilk filmimizle başlıyorum.
İlk filmim gördüğünüz gibi türkçesi 3 10 YUMA TRENİ  tam emin değilim,öyle bişey oması lazım.
2007 yapımı.
IMDB den 7,8 almış. Ben de olsam 8,0 veriridim sanrım ,duygusal , sıkıcı olmayan ,hayattan bir parça anlatan,izlemesi güzel  bir filmdi.

25 Mart 2013 Pazartesi

BU YAZI AÇILIŞ KONUŞMASI OLMAYA ÇALIŞAN NACİZANE BİR YAZIDIR

           Selamlar dostlar... Hadi bakalım ilk yazımız hayırlı uğurlu olsun. Aslında şu an aklımda yazacak bir şey yok ama bende öyle bir potansiyel var ki birazdan görün beni:)

             Bu bloğu açalı 2  3 hafta oldu ama ancak yazabildim. Çünkü 26 aylık bir oğlum ve 5 aylık bir kızım var ve girmek zorunda olduğum yeterlilik sınavım vardı.Hatta az zaman kaldı yakında açık öğretim sınavlarım başlayacak çalışmam lazım.Hatta sonra da dgs sınavım var. Vayyy be ben ne mühim bir insanım da farkında değilim

               neyse bu bloğun konusu genelde film ve kitaplar olacak arada sırada malum anne olmanın istenmeyen yan etkilerinden dolayı(istenmeyen yan etki yanlış mı oldu acaba ama yan etkiler her zaman kötü olacak diye birşey yok ama değil mi  ? neyse geçelim bu kolostrobik sorunları , bu neydi şimdi ya ! )

                 hıh nerede kalmıştım.... evet anne olmamın istenmeyen yan etkilerinden biri de dünyaya bi zaman sonra sadece anne olarak bakmaya başlıyorsunuz. Tabi her zaman değil günün belli saatlerinde anneliğim tutuyor beni eğer o zaman dilimlerinde yazı yazacak olursam Annelikle ilgili edindiğim tecrübelerimden sizi "fazlasıyla faydalandıracağım :) sanırım anlatım bozukluğu yaptım aman ya  neyse nerede hata yaptığımı düşünmek istemiyorum. Çünkü şu anda iki çocuğumda uyanık.

              Neyse bi yerden başlayayım demiştim iyi oldu bu yazı bakalım gerisini hak getire :)



              Hoşbuldum...